Şüpheci İnsan Doğası: Çaydanlık Cidden Orada Mı?

Tanrı veya ilahi bir gücün varlığını kanıtlamak kolay değildir. Aksini kanıtlamakta aynı derece zordur aslında. Çünkü bir konuda kesin bir şekilde sadece örnekler ve karşılaştırmalar vererek cevaba ulaşmak her zaman işe yaramaz. Özellikle işin içine din konuları girdiğinde.
Bundan yıllar önce Bertrand Russell adlı bir filozof çaydanlık gibi basit bir şeyi örnek göstererek bu konuda bir yazı kaleme aldı. Teorisine göre, Dünya ile Mars arasında hiçbir teleskobun göremeyeceği kadar küçük bir porselen ingiliz çaydanlığının güneşin etrafında döndüğünü düşünmemizi istedi. Daha sonra bunun doğruluğunu veya aksine yanlış olduğunu sorgulayın dedi. 
Russell'ın bu yazısını biraz düşündüğümüz zaman, mantıken orada bir çaydanlık olamaz diyoruz. Ama olmadığını da kanıtlayamayacağımızı farkediyoruz. Çaydanlık orada olabilir, bu ne kadar mantıksız gelse de oradadır belkide. Önemli olan ne düşünmek istediğimizde yatıyor. 
İnsanlar basit canlılar. Temel duyularımıza sonsuz güven duyarız. Bu yüzden bir şey olduğunda bunu bu yollarla kanıtlamak isteriz. Eğer size gözlerinizi kapatıp 5 adım attığınızda önünüzde bir duvar olduğunu söylersem, muhtemelen elinizle önünüzde bir duvar var mı diye istemsiz bir şekilde kontrol etmek istersiniz. Çünkü insan doğası kendisi bilmek ister, başkasının söylemesi her zaman yeterli değildir. Bazıları için inanmak daha kolaydır. Ama çoğumuz maalesef şüpheciyiz ve cevabı kolayca kabullenmeyiz. Belki de bu iyi bir şeydir. Körü körüne inanmaktansa cevap için arayışta olmamız, yaşam için gereklidir. Diğer türlü daha ileriye gitmek için sebebimiz olmazdı.