Kampüste Sıradan Bir Gün Olur Sanıyordum

Yavaş adımlarla sınıftan çıktı. Saçları bütün ders kafasını sıraya koymaktan dağılmış, yüzünde kafasını koyduğu hırkasının izleri çıkmıştı. Lakin yürüyüşünden halen biraz daha uykuya ihtiyacı olduğu anlaşılıyordu. Birkaç gündür doğru düzgün uyumamıştı zaten. Sınıfın kapısında, arkasına dönerek, çantalarını toplayan arkadaşlarına baktı. Onların acelesi yoktu. Hiç olmamıştı da. Bir tek o dersin bitişini bekler, sonra da son sürat dersi terk erdi, arkadaşları arasında. Bugün de aynı bu şekilde olmuş, ders boyu uyuduğu için çantasını toplamaya gerek duymamış, sırtına çantasını, eline hırkasını alıp, direk kapıya yönelmişti.

Arkadaşları şakalaşarak, sınıftan çıktıktan sonra fakültenin çıkış kapısına doğru birlikte yürümeye başladılar. Arkadaşlarını çok can sıkıcı buluyordu o sırada. Uyku sersemi olduğu için hiçbir şey komik gelmiyor ve dinlemeyeceğini bildiği halde, devamsızlık yapmamak uğruna okula geldiği için sinirleniyordu. En kötüsü ise arkadaşları şimdi evlerine ve yurtlarına dönecekti. Onunsa bir dersi daha vardı. Hem de ona en uzak olan eğitim fakültesinde. Hiç bilmediği bir yere gidecekti ve erkenden gidip sınıfı bulursa daha iyi olacağını düşünüyordu.

Arkadaşlarından en ağırbaşlı olanı olan Sami, biraz kafede oturmayı teklif etti. Caner ise derse erkenden gitmek istediği için onlarla orada vedalaşarak, yemekhaneye doğru yola koyuldu. Yemekhane, fakülteye biraz uzaktı ve hava öğlen güneşi ile ısınmıştı. Sabah hırkayı neden almıştı ki sanki diye kendini hayıfladı. Elinde sadece yük olduğunu düşünüyordu. İçten içe havanın akşama doğru soğumasını umdu. Yoksa hırkayı elinde eve götürecekti ve otobüste elinde bir şey taşımaktan nefret ederdi. Omuzdan askılı olan çantasını, çaprazlama bir şekilde omzuna astı ve hırkayı çantaya taktı. Ama hırka sabit durmayınca mecbur eline geri aldı ve öyle götürmeye başladı. Yemekhaneye yaklaştığında sırayı iyice gözledi ki, tanıdık bir arkadaşı sırada varsa diye. Ama kimse yoktu. Mecbur sıranın en arkasına geçti ve beklemeye başladı. Telefonunu açtı ve günün menüsünü öğrenerek zaman geçirmeye karar verdi. İnternet çok yavaştı, hava sıcaktı ve menüde pırasa vardı. Sabah kahvaltı etmediği için iyice canı sıkıldı buna. Pırasadan nefret ederdi ve aç kalacaktı kısmen. Sıra ona geldiğinde kartını okutup, yemeğini aldı. Pırasa almak istemediğini söyleyince çalışan bayanlardan biri, kimse almıyor, aç kalırsın dedi arkasından. Aslında kızgındı böyle bir menüyle karşılaştığı için. Ama kadın iyi bir niyetle söylemişti, o yüzden mütevazı bir şekilde teşekkür edip, aç olmadığını söyledi.