Gecenin karanlığında, sokaklarda ağır ağır yürürken içinden küfrediyordu. Küfür etmenin insanı rahatlatmadığı zamanlar vardır. Bu da o günlerden biriydi. Siniri kolay kolay geçecek gibi değildi. Öfkesini gidermek için yapabileceği bir şey yoktu. Yürürken sağına soluna bakmıyor, sadece yürüyordu. Evin yolu kafasında belirli bir güzergahtaydı zaten. Etrafına bakmasına gerek kalmıyordu. O sırada telefonu çaldı, arkadaşı biriyle tersleşmiş, kavgaya çağırıyordu onu. Hemen adresi vermesini istedi. Adımlarını sıklaştırarak adeta koşar adım yürümeye başladı. Beş dakikaya kalmadan arkadaşının çağırdığı sokağa geldi. Arkadaşı aradığında yakındı çağırdığı yere ama o düşündüğünden daha hızlı ulaştı. Sokağın başını dönerken arkadaşını gördü, yanında Can ve Doğan ile tanımadığı iki kişi daha vardı. Arkadaşı Demir, buna hazır olup olmadığını sorduğunda, çağırdığı için teşekkür ettiğini ve çok sinirli olduğu için buna ihtiyacı olduğunu söyledi. Demir "Kavganın nedeni bilmek istemezsin o zaman" diye sorduğunda buna o gün ilk defa gülerek, "Sen sadece kim ile hesaplaşacağız onu söyle" dedi. Demir'in işareti ile sokağın sonuna doğru yürümeye başladılar.
Yolda giderken tanımadığı iki kişi daha onlara katıldı. Meydanın 3 sokak arkasında, Demir'in işaret ettiği çocuk ve yanında on kişi daha vardı. Demir'in küfrederek bağırması ile on kişilik karşı grup on beş kişi oldu. Demir, karşıdaki kalabalık grubu görünce, biraz duraksadıysa da, Koray günboyu süren kızgınlığından dolayı, koşarak üzerlerine koştu.