UYANMAK

Arabaya doğru ilerledi. Hayattan nefret ediyordu. Sabahın 6.30’unda kalkmaktan, her sabah poğaça yemekten, işe gitmekten, nefret etmekten bile nefret ediyordu. Aracın kapısını açtı ve kendini koltuğa attı, kontağı çevirdi ama çalışmadı. Tekrar tekrar denedi, lakin değişen bir şey olmadı. Yine bozulmuştu hurda. Aracın kapısını sertçe kapatarak araçtan indi. Arabasından da nefret ediyordu. Durağa doğru yürümeye başladı mecburen. Durağa gelince sigara yakmak için cebini yokladı. Ama son sigarayı dün gece içmişti. Onu sigaraya başlatan arkadaşına küfretti. Onun yüzünden şuanda sigarası olmadığı halde sigara içmek istiyordu. Kenarda bekleyen kalabalığın arasına girip otobüse bindi. Kartta para kalmamıştı. Ricada bulunmaktan da nefret ederdi. Ama mecburen başkasından rica etti. Otobüse bindi. Arka tarafa doğru ilerleyip, camdan dışarıyı izlemeye başladı. Otobüs klimasının tam önüne denk gelmişti ve soğuktan donuyordu. İçinden küfrü bastı şoföre. Kafasını kaldırıp ekranda kaç durak kaldığına baktığı sırada farketti. O gün resmi tatildi.